• Hızlı Erişim
  • Duyurular
  • Yeni Duyuru

    Dergimizin Eylül 2020 sayısının editörlüğünü Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden Doç. Dr. Gamze Öksüz yapacaktır. 


    Duyuru

     

    Çalışmalarınızı "Yazım ve Yayın İlkeleri" çerçevesinde Dergipark adresimizden yükleyiniz.


BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİN’DE ERMENİLER:Başlangıcından Melikşah’ın Ölümüne Kadar (1018-1092)
(ARMENIANS IN GREAT SELJUK EMPIRE:From Initiation Until Death of Melikşah (1018-1092) )

Yazar : Bilal GÖK    
Türü :
Baskı Yılı :
Sayı : 7
Sayfa : 172-185
4662    7782


Özet
Bu çalışmada, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra kurduğu ilk imparatorluk olan Büyük Selçuklu Devleti döneminde, 1018-1092 tarihleri arasında gerçekleşen Türk-Ermeni münasebetleri ele alınmıştır. Türklerle Ermenilerin ilk teması, Selçuklu Devleti henüz kurulmadan önce, 1018’de Çağrı Bey’in Doğu Anadolu’ya yaptığı seferler sırasında gerçekleşmiştir. Bu arada, Bizans Kralı II. Basileios’un, (976-1025) Doğu Anadolu’yu doğrudan Bizans yönetimine bağladığı, buradaki Ermeni ahalinin ekserinin zorla iç bölgelere nakledildiği görülür. Türk fetihleri arifesinde vukua gelen bu ilhak ve tehcir harekâtı, Bizans’ın geleneksel asimilasyon siyasetinin ve sınır hattının sağlamlaştırılması faaliyetinin bir ürünüdür. Ancak bu çabalar, Selçukluların yıpratma ve fetih hareketleri sebebiyle istenilen neticeleri vermemiş, hatta Anadolu’nun fethini kolaylaştırmıştır. Ermeniler üzerinde büyük şaşkınlık ve korku uyandıran Türk akınları, Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşu ardından muntazam ordular eliyle, sıklaşarak devam etmiştir. Türk ordularına karşı alınan mağlubiyetler sebebiyle Ermeni idareci, asker ve din adamlarının maneviyatı derinden sarsılmıştır. Din adamları, bu mağlubiyetleri Tanrı’ya karşı işlenen günahlara bağlarken, idareciler, bunu eski kehanetlerle ilişkilendirip Türklere karşı muvaffak olunamayacağı şeklinde yorumlamışlardır. Türk ordusu, Sultan Alparslan’ın komutasında 26 Ağustos 1071 tarihinde Türk tarihinin en muhteşem zaferlerinden birisine imza atmış, bu zaferin akabinde ise kısa süre içerisinde İstanbul önlerine ulaşmıştır. Kutalmışoğlu Süleymanşah’ın 1075’te İznik’te Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurması ise Türk fetih harekâtını taçlandırmıştır. Bu gelişmelerden sonra Ermeniler, Bizans asker ve idarecilerini korkaklıkla suçlamış, ancak Türkler sayesinde asimile olmaktan kurtulduklarına da sevinmişlerdir. Çünkü Selçuklular, Ermenilerin dini inançlarına müdahale etmedikleri gibi, onların özerk emirlik ve krallıkların idaresi altında yaşamalarına müsaade etmiştir. Bu durumun, ele aldığımız Sultan Tuğrul, Alparslan ve Melikşah dönemlerinde, devletin Türk-İslam devleti olma karakterine uygun olarak aynen muhafaza edildiği anlaşılmaktadır.

Anahtar Kelimeler
Büyük Selçuklu Devleti, İlk İmparatorluk Devri, Sultan Tuğrul, Alparslan, Melikşah, Ermeniler, Türk-Ermeni Münasebetleri.

Abstract
In this study, the Turkish – Armenian relations realized between years 1018 and 1092, during the Great Seljuk Empire era, which is the first empire established by Turks after the acceptance of Islam. The first contact between Armenians and Turks was realized during the campaigns of Cagri Bey in 1018 to Eastern Anatolia before the Seljuk Empire was established. In the meantime Byzantium King Basileos II. (976-1025) connected East Anatolia directly to Byzantium government and transferred Armenian people by force to inner regions. This operation of annex and deportation prior to Turkish conquests is a product of traditional Byzantium policy of assimilation and reinforcement of borderline. However these efforts did not give the desired results due to attrition and conquest activities of Seljuks and even eased the conquest of Anatolia. Turkish campaigns, which caused great surprise and fear on Armenians, continued more frequently by the involvement of regular armies after establishment of Great Seljuk Empire. Due to defeats against Turkish armies, the morality of Armenian governors, soldiers and reverends were knocked sideways. While reverends related these defeats with the sins committed against God, governors related defeats with old prophecies and interpreted them as “It is impossible to be successful against Turks.” Turkish army had its one of the most glorious victories in August 26th 1071 under the command of Alparslan and reached to Istanbul fronts in a very short time after this victory. The establishment of Turkey Seljuk Empire in Iznik in 1075 crowned the conquest operation. After these developments, Armenians blamed their soldiers and governors with cowardice but at the same time they were happy not to be assimilated thanks to Turks. Because Seljuks did not interfere in the religious beliefs of Armenians and let them live under the governance of autonomous emirates and kingdoms. It is understood that this situation continued as it is in Sultan Tugrul, Alparslan and Meliksah periods, compliant to the character of being a Turkish-Islam state.

Keywords
In this study, the Turkish – Armenian relations realized between years 1018 and 1092, during the Gre
Adres :ANKARA
Telefon :0506 509 32 59 Faks :
Eposta :dergiavrasyad@gmail.com

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri