• Hızlı Erişim
  • Duyurular
  • DUYURU

    Makalelerin yayını

    için tüm yazarların

    üye olmasi

    gerekmektedir. 


    DUYURU

     

    Dergimiz 

    TÜBİTAK/ULAKBİM

    tarafından

    indekslenmektedir. 

     


DÂRÜ’L-FÜNÛNDAN ÜNİVERSİTEYE TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNDE ZİHNİYET DÖNÜŞÜMÜ
(MENTAL CONVERSION IN TURKISH HIGHER EDUCATION FROM DÂRÜ’L-FÜNÛN TO UNIVERSITY )

Yazar : Selcen ÖZKAN    
Türü :
Baskı Yılı : 2018
Sayı : 15
Sayfa : 840-856
19    34


Özet
Tarihî süreç içinde kurulan Hun, Göktürk ve Uygurların yanı sıra islamî dönemdeki Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Altınordu, Timurlular ile Osmanlılara kadar uzanan çizgide Türk devletlerinin pek çoğunda eğitim ve öğretime yönelik sistemli ve bilinçli bir yaklaşımdan söz etmek mümkündür. Selçuklu Devleti zamanında kurulan Nizamü’l-mülk medreseleri ile Anadolu Selçukluların dönemindeki Konya, Kayseri ve Sivas’ta açılan medreseler, gerek devrindeki bilimsel çalışmalarıyla gerekse mezunları ile yaygın bir şöhrete ulaşmıştır. Osmanlı döneminde ise I. Orhan döneminde ilk defa İznik Medresesiyle başlayan başarılı yükseköğretim kurumları tesis etme anlayışı, Fatih ve Süleymaniye Medreseleriyle zirveye ulaşmıştır. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde medreselerde yaşanan gelişmeler dikkate değerdir. Darü’t-tıbb adını alan Darü’ş-şifa Medresesi ve Darü’l-hadisle birlikte, matematiğin öğretilmesi için dört yeni medrese daha kurulması, Osmanlı Devletinde bilime ve dolayısıyla da eğitime verilen önemin en açık göstergeleri olarak kabul edilebilir. Ancak XVI. yüzyıldan itibaren, medreselerde pozitif bilimler ihmal edilmiş, öğretim programları tamamen kendisini tekrar eden dinî bir nitelik kazanmıştır. Geleneksel medrese sisteminden kopuşun ilk belirtisi sayılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun 1773 yılında kurulmuş ve burası yükseköğretim sisteminin değişiminde önemli bir kırılma noktası olarak kabul edilmiştir. XIX. yüzyılda ciddi olarak hissedilen fikri dönüşüm arzusu, Osmanlı Devletinde de bir arayışa neden olsa da, uzun süren savaşlar, isyanlar, toprak kayıpları, ekonomik çöküş gibi sebepler yüzünden Batılı ülkelerdeki gibi bir üniversiteleşmeden söz etmek mümkün görünmemektedir. Daha sonra Darü’l-fünûnun kurulması kararlaştırılmış, fakat bu hedef planlanan tarihten on yedi yıl sonra 1863 yılında, gerçekleştirilebilmiştir. Ancak, 1865 yılında çıkan yangında Darü’l-fünûnun binasının yanarak ortadan kalkması, eğitime ara verilmesine sebep olmuş, yeniden öğrenim hizmetine devam edilebilmesi için 1870 yılını beklemek gerekmiştir. Darü’l-fünûn, fiziki yapı, öğretim program ve elemanları ve öğrenci profili ile hepsinden önemlisi uygulama fikri ve bilimsel üretim bakımından henüz Batılı ülkelerle yarışabilecek durumda değildir. 1915 yılında sistemin yapısına dahil edilen yabancı öğretim elemanlarından sonra yaşanan diğer bir önemli gelişme de 1920 yılında “araştırma enstitüleri”nin kurulması olmuştur. Bu ikili yapı Cumhuriyet dönemine kadar varlığını sürdürmüştür. Bu makalede, tarihi gelişim çizgisi içinde Türk Yükseköğretim Kurumları dönemlere ayrılarak incelenmiş, olumlu ve olumsuz yönler, başarılar ve başarısızlıklar objektif bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Burada temel olarak, eski ile yeni öğretim kurumlarının bilimsel zihniyet farkı yaratıp yaratmadıkları irdelenmiştir. Dârü’l-fünûndan üniversiteye uzanan gelişim çizgisi içinde bir “zihniyet devrimi” yaşanmış mıdır? sorusu çalışmanın temel hareket noktasını ifade etmektedir. Bu çalışmada, Dünyada üniversitelerin kuruluşu ve yaşanan gelişmeler kapsam dışında tutulmuş; sadece Türkiye’yi ilgilendiren gelişmeler karşılaştırmalı analize imkan verecek ölçüde yer almıştır. İlk bölümde Cumhuriyet dönemi öncesinde yaşanan gelişmeler ele alınmış, ikinci bölümde ise 1933 yılındaki üniversite reformu değerlendirilmiş ve kısmen günümüzdeki yüksek öğretim kurumlarının yapısı irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler
Üniversite, Zihniyet Dönüşümü, Darulfunun

Abstract
It is possible to talk about a systematic and conscious approach to education and training in many Turkish states in line with the Huns, Gokturk and Uighurs who were established in the historical period, as well as the Karahans, Ghaznavids, Seljuks, Altınordu, Timurids and Ottomans in the Islamic period. In the period of Seljuk State Nizam-ül Mülk madrasahs and in the period of Anatolian Seljuks, Konya, Kayseri and Sivas madrasahs with their scientific studies and graduates in their periods have reached a widespread reputation. During the Ottoman period, the conception of establishing successful higher education institutions, which started with Iznik Madrasah for the first time in the period of Orhan I, reached the peak with the Fatih and Süleymaniye Madrasahs. Especially the developments in madrasahs during the reign of Suleiman the Magnificent is noteworthy. The establishment of four new madrasahs for the teaching of mathematics, together with the Darül-şifa Madrasah, which take the name of Darül-tıp, and the Darül-hadith can be regarded as the most obvious indicators of the importance given to science and thus education in the Ottoman Empire. However, after XVI. century, the positive sciences were neglected in madrasahs, and the educational programs gained a religious character that replicated itself completely. Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, which was founded in 1773 as the first sign of the break from the traditional madrasah system, is an important breaking point in the change of the higher education system. Although the desire of idea transformation felt seriously in the 19th century may have led to a quest in the Ottoman Empire, it is not possible to talk about a university like Western countries because of long-term wars, riots, land losses, and economic collapse. It was then decided to establish Darül-fünûn, but in 1863, seventeen years after the planned date, this target could be realized. However, because of the fire in the year 1865, the building of the Darül-fünûn disappeared and it caused a break in education, it was necessary to wait for the year 1870 to continue education. Darül-fünûn is not in a position to compete with Western countries in terms of physical structure, teaching programs and staff and student profile and above all in terms of application idea and scientific production. Another important development that took place after the foreign lecturers included in the structure of the system in 1915 was the establishment of 19 research institutes in 1920. This dual structure continued until the Republican period. In this article, Turkish Higher Education Institutions have been examined by taking into consideration the historical development line, positive and negative aspects, successes and failures have been tried to be put forward with an objective perspective. Here, it is examined whether the old and new educational institutions create a scientific mentality difference. The basic starting point of the study is to examine whether there has been “a mentality revolution” within the development line extending from Darül-fünun to the university. The establishment of universities and developments in the world are excluded, developments only concerning Turkey took part in the study to the extent that they allow comparative analysis. The developments in the pre-Republican period have been discussed in the first part, and in the second part the university reform in 1933 has been evaluated and the structure of today's higher education institutions has been examined.

Keywords
Universty, Mental Conversıon, Darulfunun
Adres :ANKARA
Telefon :0506 509 32 59 Faks :
Eposta :info@avrasyad.com

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri