Abstract
Bu çalışma, Türkiye’de yaşayan Kırgız göçmenlerin mutfak deneyimlerini inceleyerek, yemek pratiklerinin kültürel süreklilik, uyum ve kimlik inşasına nasıl katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Ankara’da yaşayan on altı katılımcıyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanan araştırma, göç sürecinde yemeğin gündelik yaşamın duygusal, kültürel ve pratik boyutlarını nasıl şekillendirdiğine odaklanmaktadır. Bulgular, göçün katılımcıları daha önce farkında olmadıkları bir biçimde yemeğin anlamını yeniden değerlendirmeye ittiğini göstermektedir. At eti, kımız, sağmal, kurut gibi tanıdık tatların ve samsa, lagman, dımdıma, oromo, kuurdak ve beşparmak gibi geleneksel yemeklerin yokluğunda, katılımcılar yemeğin hafıza, aile ve aidiyetle ilişkili sembolik ve duygusal ağırlığını fark etmeye başlamıştır. Çalışmanın önemli bulgularından biri, yemekten sonra hissedilen “doyma” duygusunun yalnızca fiziksel olmadığı, aynı zamanda kültürel aidiyet ve duygusal iyilik haliyle ilişkili bir metafor olarak işlev gördüğüdür. Katılımcılar, Türkiye’de yeterince yemek yeseler dahi, geleneksel Kırgız yemeklerinin yokluğunda hâlâ kendi yemekleri için açlık hissettiklerini ifade etmektedir. Bu açlık, özellikle psikolojik zorluk dönemlerinde ortaya çıkan ve yalnızca tanıdık tatlarla giderilebilen, kültürel ve duygusal bir ihtiyaca işaret etmektedir. Bu bağlamda, yemeğin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel bir doyum aracı olduğu görülmektedir.
Araştırma, yeni bir mutfak kültürüne uyum sürecinin yalnızca yeni tatları öğrenmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda tanıdık lezzetlerin yokluğunda rahatsızlık ve eksiklik duygularını da tetiklediğini göstermektedir. Katılımcılar, özellikle kırmızı etin Türkiye’deki tadının Kırgızistan’dakinden farklı olduğunu sıklıkla vurgulamıştır. Bu fark, hayvanların beslenme biçimleri ve ekolojik koşullardaki farklılıklarla açıklanmaktadır. Evde pişirilen et yemeklerinin alışılmış tadına ulaşamamak, coğrafyaya, toprak yapısına ve iklim koşullarına bağlı malzemelere erişimin önemini ortaya koymaktadır. Çalışma, göçmenlerin kültürel açıdan anlamlı gıdalara erişimi sürdürmek için geliştirdikleri stratejileri de içermektedir. Katılımcılar, yiyecekleri bavulda taşımak, gayriresmî ağlardan faydalanmak ya da yerel alternatifleri kullanmak gibi yöntemlerle bu boşluğu doldurmaya çalışmaktadır. Her ne kadar bazı katılımcılar Türk mutfağından da keyif aldıklarını ifade etseler de, bu yeni tatlar Kırgız yemeklerinin sunduğu duygusal doyumu tam olarak karşılamamaktadır. Bunun yerine, bu durum kültürel sürekliliği koruma ve yeni ortama uyum sağlama arasında devam eden bir müzakereyi yansıtmaktadır.
Authors
Zeynep Serap Tekten
Keywords
Kırgız göçmenler, beslenme kültürüne uyum, mutfak kültürü, Kırgız yemek kültürü, göç ve yemek, yemek ve kimlik, kültürel süreklilik
Publication Information
- Publication Date
- October 14, 2025
- Submission Date
- May 13, 2025
- Accepted Date
- May 28, 2025
- Volume
- 13
- Issue
- 45
- Year
- 2025
- Pages
- 127-149
- Language
- English
- Status
- Published
- Views
- 0
- Downloads
- 0
Files
Citation and Indexing Information
This information is prepared for academic indexes, citation managers, and social sharing tools.
PDF URL: https://avrasyad.com/public/galley-download.php?id=1121